Telsiz Görüşmelerinde Frekans Mantığı ve Farkları Nedir?

Telsiz kullanmaya başladığınızda ilk farkedeceğiniz şeylerden birisi de bir çok değişik frekanslarda telsiz haberleşmesinin mümkün olduğudur. Peki bu frekanslar nedir ve neden farklı frekanslar orataya çıkmıştır?

Prensip açısından

Telsiz frekansları planlanırken iki farklı  çalışma prensibi esas alınır. Bunların birincisi, iki telsizin doğrudan doğruya aynı frekans üzerinden haberleşmesidir. Bu türlü görüşmelere simpleks (yakın kanal görüşme) adı verilir. Bu türde görüşme, cihazların haberleşme menzili ile sınırlıdır. Sabit merkez telsizleri en uzak, araç cihazları orta ve el cihazları en kısa menzile sahip cihazlardır.

Haberleşme menzili normalde bulunulan konumla doğrudan orantılı olmakla birlikte, genelde ufuk mesafesi ile sınırlıdır. Bazı  olumsuz koşullarda ve özellikle el telsizleri kullanıldığında, bu menzil bir kaç kilometreye kadar düşebilir. Yüksek konumlar ve açık alanlar avantajlıdır. Kısacası, bulunulan ortama koşut menzil farklılıkları  ve ulaşılamayan noktalar, ölü bölge türü sorunlar telsiz haberleşmesinin ayrılmaz parçasıdır.

İkinci tür telsiz haberleşmesi ise röle (ingilizce: repeater=tekrarlayıcı) adı verilen aktarma istasyonları aracılığıyla yapılan haberleşmedir. Özellikle haberleşme mesafesi sınırlı el cihazları uzak mesafelerle görüşme yapabilmenin tek yolu budur. Çünkü röle istasyonları genelde olabildiğince yüksek tepelere konumlandırılır. Bu sayede, birbirlerini doğrudan göremeyen cihazların haberleşebilmesi de mümkün olur. Röle istasyonu, gelen sinyali belirli bir frekanstan alır ve el cihazına kıyasla çoğunlukla daha güçlü olarak başka bir frekanstan yayınlar. Röle üzerinden haberleşecek cihazlar da alma (Rx) ve gönderme (Tx) için yine bu farklı frekansları kullanırlar. Tek farkı, alma frekansı olarak rölenin gönderme frekansını, gönderme frekansı olarak rölenin alma frekansını kullanmalarıdır.

Büyük metropollerde aynı kanalda çalışan azami 8 adet röle birbirleriyle irtibatlandırılarak “link” lendirilebilir (birbirine bağlanmakta), böylece de “ölü bölge” sorunu en aza indirilmektedir. Bu tür röle düzenlerine “geniş alan röle” adı verilmektedir.

Röleli sistemlerin bu özellikleri, rölelerin bulunduğu haberleşme kanalının öncelikle tercih görmesine neden olur. Ancak haberleşme trafiği yoğunluğunun artması bu sistemlerde ile görece daha uzun bir tıkanma tehlikesini gündeme getirir. Röle üzerinden haberleşme yapacak istasyon sayısı çok olacağından, röle frekanslarının mecbur kalınmadıkça doğrudan haberleşme için kullanılmaması ve temel olarak buluşma noktası olarak kullanılması ana kuraldır.

Bu nedenle birbiri ile doğrudan haberleşme menzili içinde bulunan birimler “yakın kanal” olarak da adlandırılan simpleks frekanslarda haberleşmeyi tercih etmelidir. Mobil (seyyar) birimlerin kendi aralarında yapmaları gereken haberleşme ya da yardımcı çevrimler bu yöntem ile yapılır. Genelde merkeze iletilmesi zorunlu olmayan ve sadece iki birimin birbiri ile yapması gereken haberleşme için bu yöntem seçilmeli ve röle kanalının yükü azaltılmalıdır. Örneğin hastayı nakletmek üzere bina içine giren ambulans personelinin araç yanında kalan şoförden yardım istemesi gibi durumlarda yakın kanal daha doğru bir tercihtir.

Rölelerin çıkış frekansı, genellikle yerel yakın kanal frekansı ile aynıdır. Böylece yakın kanalı yukarıdaki hasta indirme örneğindeki gibi dinleyen ekibin Merkez tarafından yapılan anonsları izleme olanağı sağlanmış olur. (Ancak, yerel ihtiyaç bittikten sonra cihazın tekrar röle kanalına getirilmesi unutulmamalıdır. Aksi takdirde merkezin çağrılarına cevap vermek mümkün olmayacaktır.)

Her kuruluşa, kendine ait ve başkalarınca paylaşımı söz konusu olmayan ve ilgili kuruluşun görev alanı ile sınırlı frekans (kanal) tahsisleri yapılması ana kuraldır. Örneğin Ankara 112 Acil ile Çankırı 112 Acil’in kanalları ayrıdır. Böylece iki komşu birimin birbirlerinin haberleşmesini gereksiz yere dinlemesi önlenmiş olur.

Frekans tipi açısından

Telsiz haberleşmesinde kullanılan pek çok farklı frekans bandı vardır. Bunların yaygın olarak kullanılanları HF (High Frequency=Yüksek Frekans), VHF (Very High Frequency=Çok Yüksek Frekans) ve UHF (Ultra High Frequency=Ultra Yüksek Frekans) adını alır.

Bunların kullanım amaçları ve iletişim mesafeleri de farklıdır. HF genelde uzun mesafeli görüşmeler için kullanılır. VHF orta ve kısa mesafe haberleşmede uygundur. UHF‘nin iletişim mesafesi daha kısa olmakla birlikte, mikro dalga prensiplerine daha yakın olduğundan bina vb. engellerin bulunduğu ortamlarda daha etkili haberleşme imkanı sunar.

Amatör radyo bant planları ile ilgili detay bilgi için tıklayınız.

Frekans aralığı açısından

Hangi frekansların hangi amaçlarla kullanılacağı uluslararası anlaşmalarla ve her ülkenin kanunla belirlenmiş yetkili kuruluşu (Türkiye’de Telekomünikasyon Kurumu) tarafından belirlenir. Frekans aralıkları başlıca üç grup altında toplanabilir. Bunların ilki profesyonel frekanslardır ve genelde deniz ve hava haberleşmeleri ile askeri haberleşmelerde kullanılır. İkincisi amatör frekanslardır ve kullanımı için özel bir sınava girilerek alınan amatör telsizcilik belgesi sahibi olmayı gerektirir. Üçüncüsü ise tahsisli (kamu/özel sektör) frekanslardır ve yalnızca tahsis edildiği kuruluşun personeli tarafından kullanılabilir.


Kaynak: Telsiz kullanımı el kitabı – Doç. Dr. Bekir Kemal Ataman (TA2RX), Uzm. Dr. Tevfik Aydın Kazancıoğlu (TA1HZ), Sivil Savunma Amiri Erhan Erbaş (TA2DJ)